ATODAnkara Tıbbi Onkoloji Rehberi

Ankara Tıbbi Onkoloji Rehberi: Medikal Onkoloji Uzmanı ve Tedavi Süreci

Medikal onkoloji uzmanı ne yapar, kemoterapi ve immünoterapi nasıl işler, Ankara'da merkez seçerken nelere bakılır? Hastalar ve yakınları için sade bir rehber.

Rehberdeki konular

Ankara Tıbbi Onkoloji Rehberi: Medikal Onkoloji Uzmanı ve Tedavi Süreci

Kanser tanısı almak, hem hasta hem de yakınları için hayatın en zor anlarından biridir. Tanının ardından gelen süreçte pek çok yeni kavramla karşılaşılır: tıbbi onkoloji, evreleme, kemoterapi, immünoterapi, hedefe yönelik tedavi, tümör konseyi… Bu kavramları anlamak, tedavi sürecinde daha bilinçli kararlar almayı ve hekimlerle daha verimli bir iletişim kurmayı kolaylaştırır.

Bu rehberi, Ankara’da tıbbi onkoloji, diğer adıyla medikal onkoloji alanında bilgi arayan hastalar ve hasta yakınları için hazırladık. Amacımız belirli bir hekim ya da merkez önermek değil; tıbbi onkolojinin ne olduğunu, tedavi sürecinin nasıl işlediğini, hangi soruların sorulabileceğini ve Ankara’da, özellikle Çankaya’da bir onkoloji merkezi seçerken nelere dikkat edilebileceğini anlaşılır bir dille anlatmak. Buradaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; her hastanın durumu kendine özgüdür ve tedavi kararları mutlaka hastayı takip eden hekimlerle birlikte verilmelidir.

Tıbbi onkoloji nedir?

Tıbbi onkoloji, kanserin ilaçlarla tedavisiyle ilgilenen tıp dalıdır. İç hastalıkları uzmanlığının ardından yapılan bir yan dal uzmanlığıdır. Tıbbi onkoloji uzmanları; kemoterapi, hormon tedavisi, hedefe yönelik (akıllı ilaç) tedaviler ve immünoterapi gibi sistemik tedavileri planlar, uygular ve hastaları tedavi süresince ve sonrasında takip eder.

Kanser tedavisi genellikle çok disiplinli bir süreçtir. Cerrahi onkoloji tümörün ameliyatla çıkarılmasıyla, radyasyon onkolojisi ışın tedavisiyle, tıbbi onkoloji ise ilaç tedavileriyle ilgilenir. Patoloji, radyoloji ve nükleer tıp uzmanları tanı ve evreleme sürecinde, psikoloji, beslenme ve palyatif bakım uzmanları ise destek tedavilerinde önemli rol oynar. Tıbbi onkoloji hakkında ayrıntılı bilgiyi tıbbi onkoloji nedir sayfamızda bulabilirsiniz.

Medikal onkoloji uzmanı ne yapar?

Medikal onkoloji uzmanı, kanser tanısı konduktan sonra hastanın sistemik tedavi ihtiyacını değerlendiren hekimdir. Tümörün türü, evresi, moleküler özellikleri ve hastanın genel sağlık durumu göz önünde bulundurularak en uygun tedavi planı oluşturulur. Bu plan, ameliyat öncesinde tümörü küçültmeye yönelik (neoadjuvan) tedavi, ameliyat sonrasında hastalığın tekrarlama riskini azaltmaya yönelik (adjuvan) tedavi ya da yayılmış hastalıkta hastalığı kontrol altına almaya yönelik tedaviler olabilir.

Onkoloji uzmanı, tedavi süresince yan etkileri takip eder, gerekli destek tedavilerini düzenler, tedaviye yanıtı düzenli görüntüleme ve tahlillerle değerlendirir ve tedavi tamamlandıktan sonra da hastayı belirli aralıklarla takip eder. Ne zaman ve nasıl bir onkoloji uzmanına başvurulacağını medikal onkoloji uzmanı ne yapar sayfamızda anlattık.

Tanıdan tedaviye: Süreç nasıl işler?

Kanser tedavisi süreci genellikle şüpheli bir bulgu ile başlar. Bir muayene, bir görüntüleme tetkiki ya da bir tarama testi sırasında saptanan şüpheli bir bulgu, biyopsi ile değerlendirilir. Biyopsi örneğinin patoloji incelemesi, tümörün türünü ve özelliklerini belirler. Kesin tanı ancak patolojik incelemeyle konulabilir.

Tanının ardından evreleme yapılır. Evreleme, tümörün büyüklüğünü, çevre dokulara ve lenf bezlerine yayılıp yayılmadığını ve uzak organlara sıçrama olup olmadığını belirleyen süreçtir. Bunun için bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans ve PET-BT gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Bazı tümör türlerinde ise tümörün moleküler ve genetik özellikleri incelenir; bu bilgiler, akıllı ilaç ya da immünoterapi gibi tedavilerin uygun olup olmadığını belirlemede önemlidir.

Tüm bu bilgiler bir araya geldiğinde tedavi planı oluşturulur. Pek çok merkezde bu plan, farklı uzmanlık dallarından hekimlerin katıldığı tümör konseylerinde tartışılır.

Tümör konseyi ve ikinci görüş

Tümör konseyi, tıbbi onkoloji, cerrahi onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji, radyoloji ve ilgili diğer uzmanlık dallarından hekimlerin bir araya gelerek hastanın durumunu birlikte değerlendirdiği toplantılardır. Konsey değerlendirmesi, tedavi planının farklı açılardan ele alınmasını ve en uygun yaklaşımın belirlenmesini sağlar.

Kanser gibi ciddi bir hastalıkta ikinci bir hekim görüşü almak, hastanın en doğal hakkıdır. Özellikle nadir görülen tümörlerde, karmaşık tedavi seçeneklerinin bulunduğu durumlarda ya da hastanın önerilen tedavi konusunda tereddüt yaşadığı durumlarda ikinci görüş faydalı olabilir. İkinci görüş almak, ilk hekime güvensizlik anlamına gelmez; pek çok hekim bu talebi olağan karşılar ve hastaya gerekli belgeleri sağlar. Bu konuyu ikinci görüş ve tümör konseyi sayfamızda ayrıntılı olarak ele aldık.

Kemoterapi

Kemoterapi, hızla bölünen hücreleri hedef alan ilaçlarla yapılan tedavidir. Damar yoluyla, ağızdan ya da başka yollarla uygulanabilir. Genellikle belirli aralıklarla verilen kürler halinde planlanır; kürler arasındaki dinlenme dönemleri, vücudun toparlanmasına imkân tanır.

Kemoterapinin yan etkileri kullanılan ilaca, doza ve kişiye göre büyük farklılıklar gösterir. Yorgunluk, bulantı, iştahsızlık, saç dökülmesi, ağız yaraları ve kan değerlerinde düşme sık karşılaşılan yan etkiler arasındadır. Günümüzde bu yan etkilerin önemli bir kısmı destek tedavileriyle önlenebilmekte ya da hafifletilebilmektedir. Kemoterapi sürecini kemoterapi süreci sayfamızda, yan etkilerle başa çıkma yollarını ise yan etkilerle başa çıkma sayfamızda anlattık.

İmmünoterapi

İmmünoterapi, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanıma ve onlarla savaşma yeteneğini güçlendirmeyi amaçlayan tedavilerdir. Son yıllarda özellikle bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri adı verilen ilaçlar, akciğer kanseri, melanom, böbrek ve mesane kanserleri gibi pek çok kanser türünde tedavi seçenekleri arasına girmiştir.

İmmünoterapi her hasta ve her tümör türü için uygun değildir. Hangi hastaların bu tedaviden fayda görebileceğini belirlemek için bazı biyobelirteç testleri yapılabilir. İmmünoterapinin yan etki profili kemoterapiden farklıdır; bağışıklık sisteminin aşırı etkinleşmesine bağlı olarak cilt, bağırsak, karaciğer, akciğer ve hormon bezlerinde iltihaplanmalar görülebilir. Ayrıntılar için immünoterapi sayfamıza bakabilirsiniz.

Hedefe yönelik tedaviler (akıllı ilaçlar)

Hedefe yönelik tedaviler, kanser hücrelerinin büyümesinde rol oynayan belirli molekülleri ya da genetik değişiklikleri hedef alan ilaçlardır. Halk arasında “akıllı ilaç” olarak da bilinir. Bu tedavilerin kullanılabilmesi için tümörde ilgili hedefin bulunması gerekir; bu nedenle tümör dokusunda moleküler ve genetik testler yapılır.

Meme kanserinde HER2, akciğer kanserinde EGFR ve ALK gibi değişiklikler, hedefe yönelik tedavilerin en bilinen örnekleri arasındadır. Bu tedaviler bazı hastalarda önemli faydalar sağlayabilir; ancak her hasta için uygun değildir ve kendine özgü yan etkileri vardır. Ayrıntılar için hedefe yönelik tedaviler sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Sık görülen kanser türlerinde tıbbi onkoloji

Kanser, tek bir hastalık değil; farklı organlardan köken alan ve farklı davranış gösteren yüzlerce hastalığın ortak adıdır. Her kanser türünün tedavi yaklaşımı farklıdır ve aynı kanser türünde bile hastadan hastaya farklı tedaviler gerekebilir.

Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser meme kanseridir. Meme kanserinde tıbbi onkoloji; hormon tedavisi, kemoterapi ve hedefe yönelik tedaviler gibi seçeneklerle tedavinin önemli bir parçasını oluşturur. Bu konuyu meme kanserinde tıbbi onkoloji sayfamızda ele aldık.

Akciğer kanseri, özellikle erkeklerde en sık görülen ve en sık kanser ölümüne yol açan türdür. Son yıllarda moleküler testler, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi, akciğer kanseri tedavisinde önemli değişiklikler getirmiştir. Ayrıntılar için akciğer kanserinde tedavi seçenekleri sayfamıza bakabilirsiniz.

Kolon ve rektum kanserleri de sık görülen kanser türleri arasındadır. Tarama programlarıyla erken dönemde yakalanabilmesi, bu kanser türünü özellikle önemli kılar. Kolorektal kanser sayfamızda tarama, tanı ve tedavi süreci hakkında genel bilgiler bulabilirsiniz.

Tedavi sürecinde beslenme

Kanser tedavisi sürecinde beslenme, hastanın tedaviyi tolere edebilmesi, kilo ve kas kaybının önlenmesi ve genel iyilik hali açısından büyük önem taşır. Tedaviye bağlı iştahsızlık, tat değişiklikleri, bulantı ve ağız yaraları beslenmeyi zorlaştırabilir. Bu dönemde bir beslenme uzmanından destek almak faydalı olabilir.

Kanser tedavisi sırasında kullanılan bazı bitkisel ürünler ve takviyeler, tedavi ilaçlarıyla etkileşime girerek etkinliği azaltabilir ya da yan etkileri artırabilir. Bu nedenle herhangi bir bitkisel ürün ya da takviye kullanmadan önce mutlaka onkoloğunuza danışmalısınız. Pratik önerileri kemoterapi sürecinde beslenme sayfamızda bir araya getirdik.

Ankara’da onkoloji merkezi seçimi

Ankara, Türkiye’nin önemli sağlık merkezlerinden biridir ve onkoloji alanında köklü üniversite hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile özel hastanelere ev sahipliği yapar. Bu kurumların önemli bir kısmı Çankaya ve çevresinde yer alır. Onkoloji merkezi seçerken; deneyimli tıbbi onkoloji uzmanlarının bulunması, tümör konseyi uygulaması, kemoterapi ünitesinin koşulları, radyoterapi ve nükleer tıp gibi diğer birimlere erişim, patoloji ve moleküler test imkânları ve acil durumlarda ulaşılabilirlik gibi etkenler değerlendirilebilir.

Tedavi süreci genellikle aylarca süren düzenli ziyaretler gerektirdiği için merkezin konumu ve ulaşım kolaylığı da önemlidir. Bu konudaki ölçütleri Ankara’da onkoloji merkezi seçimi sayfamızda, Çankaya’ya özgü bilgileri ise Çankaya’da tıbbi onkoloji sayfamızda bulabilirsiniz.

Kemoterapi ünitesi: Bir tedavi günü nasıl geçer?

Kemoterapi tedavileri genellikle ayaktan, yani hastanede yatmadan, kemoterapi ünitelerinde uygulanır. Tedavi günü genellikle kan tahlili ile başlar; kan değerleri tedavinin verilmesine uygunsa onkolog onay verir. İlaçlar hastanın vücut yüzey alanına ve tahlil sonuçlarına göre hazırlanır. Tedavi öncesinde bulantıyı ve alerjik reaksiyonları önlemeye yönelik ilaçlar verilebilir.

Tedavinin süresi kullanılan ilaçlara göre birkaç dakikadan birkaç saate kadar değişebilir. Bu süre boyunca hemşireler hastayı yakından takip eder. Rahat kıyafetler giymek, kitap ya da müzik gibi vakit geçirecek şeyler getirmek ve mümkünse bir yakınla gelmek tedavi gününü kolaylaştırabilir.

Damar yolu ve port

Uzun süreli ve sık damar yolu gerektiren tedavilerde, kolda tekrarlanan damar yolu açılması zorlaşabilir ve bazı ilaçlar damarlara zarar verebilir. Bu durumda göğüs duvarına deri altına yerleştirilen ve “port” adı verilen bir kateter sistemi kullanılabilir. Port, tedavilerin ve kan alımlarının daha kolay ve güvenli yapılmasını sağlar. Port takılıp takılmayacağına, tedavi planı ve hastanın damar yapısı göz önünde bulundurularak karar verilir.

Tedavi sırasında enfeksiyon riski

Kemoterapi, bağışıklık sistemi hücrelerinin sayısını geçici olarak azaltabilir. Bu dönemde enfeksiyonlara karşı daha dikkatli olmak gerekir. El hijyenine özen göstermek, kalabalık ve kapalı ortamlardan mümkün olduğunca kaçınmak, hasta kişilerle yakın temastan kaçınmak ve gıda güvenliğine dikkat etmek önerilen önlemler arasındadır.

Kemoterapi alan bir hastada ateşin 38 derece ve üzerine çıkması, titreme ve halsizlik acil durum olarak kabul edilir. Bu durumda vakit kaybetmeden onkoloji ekibine ulaşılmalı ya da en yakın acil servise başvurulmalıdır. Tedavi alan hastaların, mesai dışında ulaşabilecekleri bir iletişim kanalını tedavi başlangıcında öğrenmeleri önemlidir.

Psikolojik destek

Kanser tanısı ve tedavisi, hastanın ve ailesinin ruhsal durumunu derinden etkileyebilir. Kaygı, korku, öfke, üzüntü ve belirsizlik duyguları bu sürecin doğal parçalarıdır. Bu duyguları paylaşmak, gerektiğinde psiko-onkoloji alanında deneyimli bir psikolog ya da psikiyatristten destek almak tedavi sürecini daha kolay geçirmeye yardımcı olabilir. Hasta destek grupları da benzer deneyimleri yaşayan kişilerle bağ kurmak için faydalı olabilir.

Hasta yakınları için

Kanser tedavisi süreci yalnızca hastayı değil, onun yakınlarını da etkiler. Hasta yakınları çoğu zaman bakım veren, tedavi randevularını takip eden, hekimlerle iletişim kuran ve aynı zamanda kendi duygularıyla başa çıkmaya çalışan kişilerdir. Bu yük zamanla tükenmişliğe yol açabilir. Hasta yakınlarının da kendi sağlıklarına ve ihtiyaçlarına özen göstermesi, gerektiğinde destek istemesi önemlidir. Bu konuda pratik önerileri hasta yakınları için rehber sayfamızda bulabilirsiniz.

Tedavi sonrası takip

Tedavi tamamlandıktan sonra da hastalar belirli aralıklarla takip edilir. Takiplerin amacı, hastalığın tekrarlamasını erken dönemde fark etmek, tedaviye bağlı uzun dönem yan etkileri izlemek ve hastanın yaşam kalitesini desteklemektir. Takip sıklığı ve yapılacak tetkikler kanser türüne ve evresine göre değişir. Bu dönemde sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve sigaradan uzak durmak genel sağlık açısından önerilir.

Hormon tedavisi

Bazı kanser türlerinin büyümesi vücuttaki hormonlardan etkilenir. Hormon reseptörü pozitif meme kanseri ve prostat kanseri bunun en bilinen örnekleridir. Bu tümörlerde hormonların etkisini azaltan ya da üretimini baskılayan ilaçlar, tedavinin önemli bir parçasını oluşturur. Hormon tedavileri genellikle ağızdan alınan tabletler ya da belirli aralıklarla yapılan enjeksiyonlar şeklinde uygulanır ve bazı durumlarda yıllarca sürebilir.

Hormon tedavilerinin de sıcak basması, eklem ağrıları, kemik erimesi riski ve ruh hali değişiklikleri gibi yan etkileri olabilir. Uzun süreli tedavilerde düzenli takip ve yan etkilerin yönetimi, tedaviye uyumun sürdürülmesi açısından önemlidir.

Palyatif bakım ve destek tedavileri

Palyatif bakım, ciddi hastalığı olan kişilerin yaşam kalitesini artırmaya odaklanan bir yaklaşımdır. Yaygın inanışın aksine palyatif bakım yalnızca hastalığın son döneminde değil, tanı anından itibaren aktif tedaviyle birlikte uygulanabilir. Ağrı kontrolü, bulantı, nefes darlığı, iştahsızlık ve uyku sorunları gibi belirtilerin yönetimi, psikolojik ve sosyal destek palyatif bakımın temel bileşenleridir.

Ağrı, kanser hastalarında sık görülen ancak çoğu zaman etkili biçimde kontrol altına alınabilen bir belirtidir. Ağrının dile getirilmesi ve tedavi edilmesi, hastanın günlük yaşamını önemli ölçüde iyileştirebilir. Ağrınızı ve diğer şikâyetlerinizi hekiminize açıkça anlatmaktan çekinmeyin.

Klinik araştırmalar

Klinik araştırmalar, yeni tedavilerin güvenliğini ve etkinliğini değerlendirmek amacıyla yürütülen bilimsel çalışmalardır. Bugün standart olarak kullanılan pek çok tedavi, geçmişte klinik araştırmalar sayesinde geliştirilmiştir. Bazı hastalar için uygun bir klinik araştırmaya katılmak, henüz yaygın olarak kullanılmayan tedavilere erişim imkânı sunabilir.

Klinik araştırmalara katılım tamamen gönüllüdür ve etik kurul onayı ile yürütülür. Araştırmanın amacı, olası yararları ve riskleri hastaya ayrıntılı olarak anlatılır. Uygun bir araştırma olup olmadığını onkoloğunuza sorabilirsiniz.

Kanser taramaları ve erken tanı

Bazı kanser türlerinde düzenli taramalar, hastalığın belirti vermeden önce, tedavi şansının daha yüksek olduğu erken dönemde yakalanmasını sağlar. Meme kanseri için mamografi, rahim ağzı kanseri için smear ve HPV testleri, kolorektal kanser için gaitada gizli kan testi ve kolonoskopi, bu taramaların en bilinen örnekleridir. Sigara kullanım öyküsü olan bazı kişilerde düşük doz akciğer tomografisi ile tarama da gündeme gelebilir.

Türkiye’de Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) ile aile sağlığı merkezleri ulusal tarama programlarını yürütür. Hangi taramaların hangi yaşta ve ne sıklıkla yapılması gerektiğini aile hekiminizle konuşabilirsiniz.

Tedavi sürecinde çalışma hayatı

Pek çok hasta, kanser tedavisi sırasında çalışma hayatını sürdürüp sürdüremeyeceğini merak eder. Bu, tedavinin türüne, yan etkilere, işin niteliğine ve kişinin kendini nasıl hissettiğine bağlıdır. Bazı hastalar tedavi süresince çalışmaya devam edebilirken, bazıları için ara vermek daha uygun olabilir. Esnek çalışma saatleri, uzaktan çalışma ve tedavi günlerinin izinle planlanması gibi düzenlemeler bu süreci kolaylaştırabilir. Çalışma hakları ve rapor süreçleriyle ilgili konularda hastanenin sosyal hizmet birimi yol gösterici olabilir.

Doğurganlığın korunması

Bazı kanser tedavileri, özellikle kemoterapi ve pelvik bölgeye uygulanan radyoterapi, doğurganlığı etkileyebilir. Çocuk sahibi olmayı düşünen genç hastaların, tedavi başlamadan önce bu konuyu onkologlarıyla konuşmaları önemlidir. Yumurta, sperm ya da embriyo dondurma gibi doğurganlığı koruma yöntemleri, uygun hastalarda tedavi öncesinde değerlendirilebilir.

Muayeneye hazırlık: Onkoloğunuza sorabileceğiniz sorular

Onkoloji muayeneleri, hastanın ve yakınlarının çok sayıda yeni bilgiyle karşılaştığı görüşmelerdir. Heyecan ve kaygı nedeniyle sorulmak istenen soruların unutulması çok olağandır. Bu nedenle soruları önceden yazmak ve mümkünse muayeneye bir yakınla gelmek faydalıdır. Sorulabilecek bazı sorular şunlardır:

  • Kanserin türü ve evresi nedir, bu ne anlama geliyor?
  • Tedavinin amacı nedir: hastalığı tamamen ortadan kaldırmak mı, kontrol altına almak mı, belirtileri hafifletmek mi?
  • Hangi tedavi seçenekleri var ve neden bu tedavi öneriliyor?
  • Tedavi ne kadar sürecek, ne sıklıkla hastaneye gelmem gerekecek?
  • Olası yan etkiler neler ve nasıl önlenebilir?
  • Tedavi sırasında hangi belirtilerde hemen başvurmalıyım, mesai dışında kime ulaşabilirim?
  • Tedavi günlük yaşamımı, işimi ve ailemi nasıl etkileyecek?
  • Tedavinin etkisi nasıl ve ne zaman değerlendirilecek?

Hekiminizin kullandığı terimleri anlamadığınızda açıklama istemekten çekinmeyin. İyi bir hekim-hasta iletişimi, tedavi sürecinin önemli bir parçasıdır.

Radyoterapi ve cerrahi ile birlikte tedavi

Pek çok kanser türünde tedavi, birden fazla yöntemin birlikte ya da sırayla kullanılmasıyla yürütülür. Örneğin bazı hastalarda önce kemoterapi ile tümör küçültülür, ardından ameliyat yapılır ve sonrasında radyoterapi uygulanır. Bazı durumlarda ise kemoterapi ve radyoterapi eş zamanlı olarak verilir. Bu tedavilerin sırası ve zamanlaması, tümör konseyinde farklı uzmanlık dallarından hekimlerin ortak değerlendirmesiyle belirlenir. Tıbbi onkoloji uzmanı bu süreçte sistemik tedavilerin planlanmasından ve koordinasyonundan sorumludur.

Tedavi sürecinde fiziksel aktivite

Uzun süre kanser hastalarına tedavi sırasında dinlenmeleri önerilirdi. Günümüzde ise yapılan çalışmalar, uygun düzeyde fiziksel aktivitenin tedaviye bağlı yorgunluğu azaltabildiğini, kas kaybını önlemeye yardımcı olduğunu ve ruh halini olumlu etkileyebildiğini göstermektedir. Kısa yürüyüşler, hafif esneme hareketleri ve kişinin kondisyonuna uygun egzersizler bu dönemde değerlendirilebilir.

Ancak egzersizin türü ve yoğunluğu kişiye göre belirlenmelidir. Kan değerlerinin düşük olduğu dönemlerde, kemik tutulumu olan hastalarda ya da ameliyat sonrası iyileşme döneminde bazı aktivitelerden kaçınmak gerekebilir. Egzersize başlamadan önce onkoloğunuza danışmanız önerilir.

Doğru bilgiye ulaşmak

Kanserle ilgili internette çok sayıda bilgi bulunur; ancak bu bilgilerin önemli bir kısmı güncel değildir, bilimsel dayanaktan yoksundur ya da hastanın kendi durumuna uymaz. “Mucize tedavi” vaat eden ürün ve uygulamalara karşı dikkatli olunmalıdır. Kanıtlanmamış tedaviler, etkili tedavinin gecikmesine ve ciddi zararlara yol açabilir.

Tedavinizle ilgili tüm sorularınızı onkoloğunuza sormaktan çekinmeyin. Güvenilir bilgi için hekiminizin önerdiği kaynakları, üniversitelerin ve resmî sağlık kurumlarının hasta bilgilendirme materyallerini tercih edebilirsiniz. Okuduğunuz bir bilginin sizin durumunuza uyup uymadığını mutlaka onkoloğunuzla konuşun; çünkü aynı kanser türünde bile hastalar arasında önemli farklılıklar bulunur. Sorularınızı önceden not almak, muayene sırasında önemli konuların unutulmamasını sağlar. Hastaların ve yakınlarının sık sorduğu soruları onkoloji sıkça sorulan sorular sayfamızda bir araya getirdik. Rehberimizdeki tüm sayfalara site haritası üzerinden ulaşabilirsiniz.

Bu sitedeki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez. Tedavinizle ilgili tüm kararları sizi takip eden hekimlerle birlikte verin. Acil durumlarda 112’yi arayın.

Önemli: Bu sitedeki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi yerine geçmez. Tedavi kararlarınızı sizi takip eden hekimlerle birlikte verin. Acil durumlarda 112'yi arayın.